18 Mart 2012 Pazar

Karınca Adımlarım




Çentik attığın yalnızlık güncesine inat
Kement atıp zamanı durduracağım
Asılacağım yarınlarına
Asiyim
Sözümden dönmeyecek kadar asil…


Ağlamayan bulutlar alacağım sana
Yaşanmamış iklimler bulacağım
Sevginin yediveren tohumunu ekeceğim
Yoksunluğun adımladığı gecelere
Yeminliyim
Ahde vefa özümde


Karınca adımlarıyla arşınlıyorum evreni
Yollarda unuttum ismimi
Yazgında yazılmasa da adım
Dimağında unutulsa da kul varlığım
Aşktır 
Uğrunda köle olup
Sonsuz adanmışlığım.

14/03/2012 - Zeynep Özmen

Adalet


Adaletin bu mu dünya,
Diyen şarkı takıldı dilime...
Varmış gitmişiz seninle,
Hoca Nasrettin’in yanına,
Sen de haklısın dedi,
Ben de haklıyım...

Bilemedik bu aşk yolunda,
Günahkâr mıyız,
Yoksa masum mu?
Kabahatin yarısı senin olsun,
Sevmek suçunun,
Kalan yarısı benim.

Tam da bunları düşünürken
Basamak basamak çıktığım merdivenlerde
Mini etekli
Bir çift dantel çorap geçiyor
Arz-ı endam edeni gözler hemen seçiyor
İlmek ilmek bir kaçık
Güzergâhı açık
Hangi ruh giydirdi
Kadına bu ince çizgiyi
Bilmem ki şimdi.

Adımları kesiliyor efendilerin
Nefeslenmek için geri duruyor
Uzayıp, uzansın istiyor mesafeler
Kısa metrajlı geçişin seyrinde.

Yolumun üstünde akıp gidiyor
Çağlayan adli makam
Aklımın köşesine kuruluyor
Bir elinde keskin kılıç
Diğerinde terazi
Dengede kefeleri
Adaletin simgesi
Yaşayan zarif heykel
Gözleri âmâ kadın
Biliyor mu dersin
Kimin günahı,
Kimden büyük bu şehirde...

Bu dünyanın adalet kavramı
Evlere şenlik
Elmanın yeşilini, alını ayırıyorken
Kemirmiyor mu içini kurt
Hem yeşilden, hem aldan yesen...

Ve mesela
Alfabeye dizilmiş isimlerimiz
A'yı başa, Z' yi sona koyan kim?
Yalan dünyanın adaleti gerçek olabilir mi?
Sen ve ben eşit miyiz ki?
Parmak izi farkımız...

Sorgulayacaksan illa
Kendi vicdanını sorgula
Bencilliği bırak kendini yargıla
Bu dünyada,
Suçlunun da suçsuzun da var avukatı.
Mesele hak divanında,
Denge de tutup kefeleri,
Yormadan melekleri,
İlahi adalet karşısında,
Avukatsız, tek celsede berâât edebilmek...

12/03/2012 - Zeynep Özmen