25 Nisan 2012 Çarşamba

Uyuyunca Geçecek


//Büyüdüm geçmedi…
Biliyorum uyuyunca geçecek…//



Gidiyorum…
Geri gelir miyim?
Sorma?
Ben de bilmiyorum…
Uyutacaklar beni.
Bilirsin çok severim,
Kıvrılıp soba kenarında,
İç geçirmeyi…
Gelmezsem anla ki
İçim geçmiş,
Dalmışım,
Mışıl mışıl son uykuya…

25 Nisan 2012 – Zeynep Özmen. 

Var Mısın?



Çocukça savrulmak... 






Şiirler yazılıyor, şarkılar siliniyor
Kim okuyor, kim biliyor?
Görünen o ki hayat sürüyor,
Ömür akıyor.
Akın var sonsuzluğa…
Hadi, sende katıl oyuna.
Varsam ne var?
Varan mı var?
Aşk işte,
Akıp, bitmek mesele.
Varım.
Var mısın?
Benimle akar mısın?

24 Nisan 2012 – Zeynep Özmen

Aşk Olalım


Tüm çocuklarda aynı coşku aynı heyecan. Bugün bayram. Bugün 23 Nisan. Ah keşke bir günlüğüne; onlar büyüklerin koltuğuna otururken, ben de çocuk olsam... 

----------------------------------------------------------------------------------------------------------


Bugün bizim sevgili,
Büyümeyen çocukların bayramı.
Hadi uzat elini,
Eskisi gibi,
Müziğin kıvrak ezgisiyle,
El çırpsın neşeyle,
İçimdeki Kafkas gelini.

Yine öyle acemi,
Mahcup çocuklar gibi,
Sakar adımlarımız,
Karışsın bir birine,
Şaşıralım tüm figürleri.

Melodik tınılarda,
Değsin gözün gözüme,
Özlemle kavuşan,
Irmak kolları gibi,
Coşkuyla çağlayıp,
Aşk olalım... 
Nutku tutulsun,
Bir adım geri dursun,
Şahit olsun,
Sahnede oyuncular.

Yok olsun sınırlar,
Çeksin elini eteğini,
Zaman ve mekan, 
Silinsin ufuk.
Sonsuz maviliklerinde,
Döne döne, 
Yekpare olabilmek, değil mi aşk?

23 Nisan 2012 - Zeynep Özmen 

18 Nisan 2012 Çarşamba

Umut Üretken


Sahipsiz yıldızlar yağıyor gökyüzünden... 

Bugünde gelmedi beklediğim haber,
Kapımda bildiri dağıtıyor,
Yeni yetme serseriler.
Beklediğim havadis,
Sen olsaydın keşke...
Taş atıp camını kırar,
Çağırırdım oyuna.

Eksik etmesin,
Muhtaç etmesin denilen,
Işıksız kapılarda,
Geriliyorum çarmıha.
Yankılanıyor koridor,
Ağlıyor Meryem Ana,
Konuşuyor bebek İsa,
Sus diyor resimdeki hemşire,
Susuyoruz...

Beklemenin gölgesinde,
Ne yana dolanmalı yumak?
Hangi duvara sarılmalı sarmaşık?
Ayakta kalmalı, karmakarışık…
Sahipsiz kediler neşeyle oynuyor,
Dokuz dolanıyor yumak,
Dokuz doğuruyor kedi,
Dokuzu da dokuz canlı,
Umut üretken…

18 Nisan 2012 – Zeynep Özmen

Ölü Doğum


//Tanrım, yeryüzü toprağına ekilmiş ne çok acı var…
Kan gülleri devşiriyor içimde doğmamış çocuklar…//


İmgelerim gebeydi sana,
Yeşermeyecek artık.
Acı tutmayan yüreğimde,
Silinecek hayalin.
Kazıyıp alacaklar içimden,
Seni,
Beni ,
Düşlerimi.

Kandırma kendini,
Ben hep yabandım,
Hayatın kıyısındaydım.
İçim yanarken,
Sen hep dıştaydın.

Bilmedin,
Savruldum boşluğa.
İnandırma kendini,
Ben çocukça yalan,
Arta kalandım.

Kısır kaldı imge dolu toprağım,
Gelinlik kızlar büyümüyor içimde,
Doğmuyor umutlarım,
Doğuramıyorum...
Hangi usta yapmışsa
Can can katacak cevheri
Unutmuş mayamda
Özge çocuğum ben,
Yüzü hep gülen
Matruşka bebek gibi büyüdükçe küçülen
İçinde binlerce ölü çocuk gezdiren.

//Her aşk ölü doğumdur.
Ölmekle, olmak arası bir yolculuktur…//

14 Nisan 2012 – Zeynep Özmen

15 Nisan 2012 Pazar

Kuş Kanadında Özgürdü Aşk

//Beklemek söz vermek sevgili... 
Bekliyorum çocukça seni...//


Umuda dair ne varsa,
Ağaç yontuyordun çocukça.
Hatırlıyor musun o günleri...
Tahta kamyon yapmıştın,
Kareydi tekerlekleri,
Dönmüyordu zamanın çarkına karşı.
Olmaz ki akıllım, 
Demiştim masumca, 
Dolanması için yuvarlak olması gerek,
Ay gibi,
Güneş gibi,
Yıldızlar gibi.
Işıldayarak bakmıştı gözlerin,
Keşke söylemeseydim.


Gülen gözleriydik hayatın,
Uçsuz bucaksız maviliklere yol alan.
Deniz salyangozu toplardım ben,
Merakla dinlerdik dalgaların sesini.
Kaplumbağaları severdin sen,
Bilmem neden...


Kırılgandı yapın,
Büyüktü umutların.
Nisan yağmurunda ıslanırken,
Çıkıverdi gökkuşağı.
Kapıp gelmiştin uçurtmanı,
Hızla yükseliyordu uçarak,
Yetişmedi ipin bulutlara,
Çare soran gözlerle baktın bana,
Bırak gitsin dedim yıldızlara,
Süzüldü sonsuzluğa…
Bakakaldık ardında,
Küstün hayata.


Bahçede oynarken bir gün,
Ne var, ne yok topladın,
Yükledin kamyonuna.
Güneş’i aldın,
Ay’ı aldın,
Yıldızlar dökülüyordu kasadan.
Oynamıyorum dedin.
Küçük çark yuvarlandı,
Dönerek yürüdü çember,
Büyüdü içindeki çocuk
Küçük bir kızdım,
Geride kaldım.


Düşününce o günleri,
Anlıyorum gidişini.
Darılmıyorum sana,
Küs durma bana.
Biliyorum…
Kuşkanadında özgürlüğe âşıktın,
Ufkun ötesinde ne var merak etmiştin,
Samanyolu’nda uçurtmanı aramaya gitmiştin,
Bulunca geri gelecektin.

14 Nisan 2012 – Zeynep Özmen

Ertelenen Düşler

//Savruldu topacım uzaklara...//



Elinden tutuyorsa imkânsızlık
Meydanları doldurur insansızlık
Diline mühürlenir lisansızlık
Aşkın damla damla özü yalnızlık

Menzilin kayıptır görünmez liman
Adım adım üstüne yürür zaman
Geçit vermez geceler olur yaman
Aşkın damla damla özü yalnızlık

Ertelenmiş düşlerde tütmez ocak 
Metruk yollar yürürsün köşe bucak
Topraktan başka kimse açmaz kucak 
Aşkın damla damla özü yalnızlık

Balıkçı barınağında gün doğar
Deniz dalga dalga maviyi boğar
Çakıl taşlarını önüne yığar
Aşkın damla damla özü yalnızlık

Ay’ın evre evre yüzü yalnızlık
Şems’in ışık ışık gözü yalnızlık
Yaşlı gezegenin tözü yalnızlık
Aşkın damla damla özü yalnızlık

13 Nisan 2012 – Zeynep Özmen

9 Nisan 2012 Pazartesi

İZDÜŞÜM

//İz düşürüyorum sensiz zamanlara...// 


İzdüşümünü kaybetmiş nokta gibiyim
Yitirmiş olmak mı?
Başka bir boyutta olduğunu hatırlamak mı?
En büyük çaresizlik.
Aslını kaybetmiş suret bir yanım,
Ardında kalanım,
Yarım…

Cevherimiz aynı olsa da,
Aramızda kilometrelerle ölçülen,
Aritmetiksel mesafeler net.
Farklı düzlemlerdeyiz,
Başka zeminde.
Bir arada olamadık,
Olamayacağız…

Güneşin doğması,
Mecburi istikamet hayat yolunda,
Bakıp, gördüğüm.
Umudu yeşertmiyor saçtığı ışık.
Sensiz yaşamak varsayım,
Varım demesem de,
Var sayılıyorum.
Gayri safi de asgari tüketen,
Tükenen bir rakamım sadece…

09 Nisan 2012 – Zeynep Özmen

Gökyüzünden Yıldız Toplayalım



Gel gökyüzünden yıldız toplayalım
Çocukça umutlarla kaplayalım
El ele tutup aşkla zıplayalım
Biz aşkın gülen yüzleri olalım

Aşka çocukça bir denklem kuralım
Sevgisiz kalpleri aşkla vuralım
Yalan söyleyenden hesap soralım
Biz aşkın gören gözleri olalım

Umudu yoksa oyundan atalım
Sevdaya biraz heyecan katalım
Mızıkçıları uzakta tutalım
Biz aşkın kalan sözleri olalım

Durmadan küsenleri sevmeyelim
Doğruda duranları dövmeyelim
Hercai bakanları övmeyelim
Biz aşkın yanan közleri olalım

Çocukça bir aşka kanat açalım
Yelken açıp bulutlara kaçalım
Kalplere sevgi tohumu saçalım
Biz aşkın duran özleri olalım.

08 Nisan 2012 – Zeynep Özmen

4 Nisan 2012 Çarşamba

Alacağım Var


Bu kaçıncı kiraz ağacı?
Her bahara soyundun,
Taze gelin oldun,
Baktıkça sana,
Koptu bir parçam.

Tomurcuk verecek yeşil daldım,
Sanma ki yalan dünyadan,
Bir murat aldım,
Ummadım felekten,
Ocaklık oldum,
Köseği diye tuttular köze.

Yaşıtlarımın iki anası oldu,
İki atası.
Bir eşi, birçok bebesi.
Töredi bağı, bahçesi,
Evi, neşesi,
Seyreyledim.

Neredesin anam, elim kınasız kaldı,
Gülemedim eller gibi ağız dolusu,
Uğramadı bahar gönül yurduma,
İzleyip durdum hayatı kıyıdan,
Yanmadım öksüzlüğe,
Bilmedim yetimliği,
Her sabah araladım kapımı,
Bekledim günü, güneşi,
Gelecek nasibimi.
Geçmedi sahipsizliğim.

//Ah bahar, senden alacağım var...//

05 Nisan 2012 – Zeynep Özmen

1 Nisan 2012 Pazar

Onulmaz Yaram

Hristo teyeline benziyor yaşamak
Kâh altında, kâh üstünde 
Çapraz ve eğreti 
Acılar yüreğimi iplik iplik
Hayatın kıyısına tutturmuş 


Hemşire saplarken damarıma iğneyi
“korkma, bak yanındayım” diyen, annemin
Yüzünü gölgeleyen acılara bakıp
Kanımın ılgıt ılgıt akışını
Çığlık atmadan izleyen çocuğum


“Soyunsun” diyen
Doktor önünde utanılmazdı madem
Sen niye benimle ağlıyordun annem


On dördünde acının kucağına
Bağdaş kuran çocuklar
Acıyla büyüyor


Sabretmeyi öğreniyorsun
Çocukça…
Geçecek diyor annem,
İnanıyorum,
Geçecek derken ben
Alışmak gerek diyor
Beyaz önlüklüler
Eksik yaşamayı öğrenmen gerek.


“Alışmak sevmekten daha zor geliyor
Alışmak bir yara bağrımda kanıyor”
Diye başlayan bir şarkı nakaratından
Anlıyorsun…
zaman sevmek gerek
Sarılıyorum acılara
Seviyorum yaralarımı da


Anlayamıyorsun beni
Çocuk kalemiyle yazıyorum sana
İnatla büyümüyor,
Tutmuyorum ellerini.
Ayamda saklı acılar,
Tehditkâr yumruklar savuruyorum hayata,
Görme diye avucumda saklananları.


Tüm çocuklar gibi
Yumuk yumuk ellerimde 
Sıkı sıkı saklanmış 
Kimsenin alamayacağı 
Umutlar saklamak isterdim
Sunmak için sana


Kan sayımı yapıyor yine doktorlar,
Sen çıkıyorsun içimden.
Uzattığın ellerin,
Yarınlara sunulmuş,
Umut oluyor, 
Yeşerten,
Dokunamadığım…
Kocaman bir dünyasın,
Hücre hücre yalnızlıklar içinde,
Sevgiyle yeşeren…


25 Mart 2012 – Zeynep Özmen