1 Nisan 2012 Pazar

Onulmaz Yaram

Hristo teyeline benziyor yaşamak
Kâh altında, kâh üstünde 
Çapraz ve eğreti 
Acılar yüreğimi iplik iplik
Hayatın kıyısına tutturmuş 


Hemşire saplarken damarıma iğneyi
“korkma, bak yanındayım” diyen, annemin
Yüzünü gölgeleyen acılara bakıp
Kanımın ılgıt ılgıt akışını
Çığlık atmadan izleyen çocuğum


“Soyunsun” diyen
Doktor önünde utanılmazdı madem
Sen niye benimle ağlıyordun annem


On dördünde acının kucağına
Bağdaş kuran çocuklar
Acıyla büyüyor


Sabretmeyi öğreniyorsun
Çocukça…
Geçecek diyor annem,
İnanıyorum,
Geçecek derken ben
Alışmak gerek diyor
Beyaz önlüklüler
Eksik yaşamayı öğrenmen gerek.


“Alışmak sevmekten daha zor geliyor
Alışmak bir yara bağrımda kanıyor”
Diye başlayan bir şarkı nakaratından
Anlıyorsun…
zaman sevmek gerek
Sarılıyorum acılara
Seviyorum yaralarımı da


Anlayamıyorsun beni
Çocuk kalemiyle yazıyorum sana
İnatla büyümüyor,
Tutmuyorum ellerini.
Ayamda saklı acılar,
Tehditkâr yumruklar savuruyorum hayata,
Görme diye avucumda saklananları.


Tüm çocuklar gibi
Yumuk yumuk ellerimde 
Sıkı sıkı saklanmış 
Kimsenin alamayacağı 
Umutlar saklamak isterdim
Sunmak için sana


Kan sayımı yapıyor yine doktorlar,
Sen çıkıyorsun içimden.
Uzattığın ellerin,
Yarınlara sunulmuş,
Umut oluyor, 
Yeşerten,
Dokunamadığım…
Kocaman bir dünyasın,
Hücre hücre yalnızlıklar içinde,
Sevgiyle yeşeren…


25 Mart 2012 – Zeynep Özmen 

Hiç yorum yok: