28 Ocak 2013 Pazartesi

Koyu Siyah

...



siyah sadece bir renkti 
boya kalemlerimin içinde vasat kalan
çocuktum işte
ufuksuz
sınırsız
rengarenk

sahne sahne uzaklaşırken renkler
desenler
canlansın toz bulutu griler
ölgün durmasın resimler 
ufku, afakı olsun 
eksik kalmasın 
çevreleyen dış çizgiler diye
kontur atıyorum kara kalem

şimdi anlıyorum
siyahın koyuluğunu
çocukluktan arta kalan renklerin
elbet bir gün lazım olduğunu

ah anne!
her şeyi saklamayı öğretmeseydin keşke
paletimde yer açtım hiç sevmediğin o renge

sıcağı, soğuğu
deniz mavisi
zümrüt yeşili
siyahın en keskin geçişlisi

gamsız boya satıcısı
renkler arasında fiyat farkı yok diyor
olmalı diyorum,
olmalıydı...


/sorduğunda
ya siyahım ya beyaz demiştim
fark etmemiştin...
resim öğretmenime göre
ben bir renk bile değildim/


28 Ocak 2013 - Zeynep Özmen










19 Ocak 2013 Cumartesi

Kafi


...



"sizi kırdığım için özür dilerim"
böyle bitirmiştin son mektubu
kapıyı kapatıp
açmazlarımı açıp 
şerh düştüğün gün


el olduğum gündü 
"bizi" üzdüğün gün


sevda yolunda
seçme ve seçilme hakkı olmayan
mutlak çoğunluk tarafından reddedilmiş
incitmeden, incinen
sizli, bizli kalabalık
garip bir azınlıktık
meydanları dolduran


"o kadar" demişsin
oysaki her azınlık bilir
çoğunluğun verdiği hakka
karara uymak gerekir


"üzgünüm" demişsin
sakın üzülme 
küçücük yüreğimden 
saygılar "size"...

20 Ocak 2013 - 01:56 
Zeynep Özmen

18 Ocak 2013 Cuma

K A R A N L I K


bak anne sözümü tuttum
çekilen tüm fotoğraflarda
suratımı asmıyorum
karelere sığmayan
ne resimler sığdırdım yüreğimin kadrajına
yine de gülüyor yüzüm
görünmüyor sızım


"çocukluğunu düşün" dedi resmi çeken
üzerime yapışan başka başka kimlikten 
ruhumu yok sayıp, sıyrıldım benliğimden
objektif mutlu bir gülümseyiş yakaladı o an


içimde karanlık, 
yüzümde karmaşa
görüntüyü sabitleyen doğru ışık
saklayıp gerçeği
soyutladı yalnızlığımdan
olandan olmayanı çıkarttı da
çekip alamadı gölgeleri gözbebeğimden

19 Ocak 2013 - Zeynep Özmen




13 Ocak 2013 Pazar

Matematiksel Hata



üstümüze çevrilmiş tetik
tetikte titreyen parmak
namluda bir göz


belleğimden çıkan görüntüler kopuk kopuk
karaltıyı beynimin ta içine kilitleyen anahtarın
usul usul ters döndüğünü bile işitebilirsin
istersen

  
şittt sus

  
ortam sisli 
mercekte donuk görüntü  
gelir şimdi geri 
sislerin içinden sıyrıldı 
yaklaşıp akmaya başladı zaman 
zoom

  
üstümüze çevrilmiş tetik
tetikte titreyen parmak
namluda bir göz

  
kurşun sesinde
ölüme düşerken 
gecenin üçünde
karanlığın içinde
ay'ın yanından geçerek 
teker teker suya düştü yıldızlar

  
matematiksel bir hata
ölen ben değilim
vurulan ben
düşen ben
yol boyunca çok kayıp verdik
yine ıskalandım ben

  

üstümüze çevrilmiş tetik
tetikte titreyen parmak
namluda bir göz
buum


13 Ocak 2013 – Zeynep Özmen

11 Ocak 2013 Cuma

Kış Gözü Karanlık



Usul usul yüzüme dokunuyor
Buluttan kopan pamuk zerresi
Eriyip çözülüyor kristalleri   
Gözyaşıma karışıyor buz mavisi 
Her yan beyaza kesmişken böylesi
Dökmesem içimi
Dökülmesem hiç


İnce ince yağıyor kar 
Göğsüme saplandı atılmamış çığlıklar 
Söyle anne
Önce elleri mi sızlar 
Yoksa yüreği mi
Kış gözü karanlık yola revan olanın


Sevgili uğruna giderken ölüme
Sarıldın ak kefene
Artık bahar gelmez
Dört mevsim beklenmez demiştin 
İklimler değişti
Kış evimize erken geldi
Hiç gitmedi
Hiç bitmedi


Uzun kış gecelerinde
Gaz lambasının titreyen alevinde 
Kınalı parmaklarından duvara yansıyan gölgelerde
Kanatlanır zümrüdü ankalar uçardı 
Babamın ellerinden açılır kartal kanadı
Oynardı çomar’ın kulağı
Gülerdik ağız dolusu
Büyürken masaldı kış evimizde 


Tam da bu vakitte 
Tüm haşmetiyle yığılırken ömrüme 
Senenin ilk karı 
Ak çarşaflarını kefen gibi sererken önüme
Söyle anne
Nasıl tahammül edilir ayrılığın mevsimine


//Söyle babama anne
Onu anlatacak kelime yok yeryüzünde
O hiç gitmemiş gibi yapıyorum
Senin peşinden gitmeni sadece anlıyorum…
Ancak böyle dayanıyorum…//



12 Ocak 2013 – Zeynep Özmen

7 Ocak 2013 Pazartesi

NEFES NEFESE



ne zaman soluk soluğa 
yorgun tutunsam 
sarmal bir merdivenin korkuluğuna 
alt katta korku bilmeyen 
bıkmadan, usanmadan küpeşteden kayan 
düşmeleri hasar saymayan  
nefes nefese bir çocuğun coşkusunu
buruk tebessümle izlemek düşer payıma


geriye dönüp bakabiliyorsa insan
ileri yürümüş demektir
o vakit anlarsın
ta uzaklara gitmiş çocuk günlerin 
yer çekimine rağmen
inemezsin yukarıdan aşağıya 
kıvrım kıvrım yokuşları tırmanmak düşer
her adımda payına


ömür takviminde
yaşam denen saatin 
sayılıdır sesi
tik tak, tik tak, tik tak
zaman geleceğe akar
gözlerin maziye dolu dolu bakar
nafile uğraşma geri dönüş yok
su birikir, 
anılar birikir,
zaman birikmez 
hep ileri akar çeşmesi 
sonu gelince kesilir ses
soluk soluğa verilir nefes

07 Ocak 2013 – Zeynep Özmen