11 Ocak 2013 Cuma

Kış Gözü Karanlık



Usul usul yüzüme dokunuyor
Buluttan kopan pamuk zerresi
Eriyip çözülüyor kristalleri   
Gözyaşıma karışıyor buz mavisi 
Her yan beyaza kesmişken böylesi
Dökmesem içimi
Dökülmesem hiç


İnce ince yağıyor kar 
Göğsüme saplandı atılmamış çığlıklar 
Söyle anne
Önce elleri mi sızlar 
Yoksa yüreği mi
Kış gözü karanlık yola revan olanın


Sevgili uğruna giderken ölüme
Sarıldın ak kefene
Artık bahar gelmez
Dört mevsim beklenmez demiştin 
İklimler değişti
Kış evimize erken geldi
Hiç gitmedi
Hiç bitmedi


Uzun kış gecelerinde
Gaz lambasının titreyen alevinde 
Kınalı parmaklarından duvara yansıyan gölgelerde
Kanatlanır zümrüdü ankalar uçardı 
Babamın ellerinden açılır kartal kanadı
Oynardı çomar’ın kulağı
Gülerdik ağız dolusu
Büyürken masaldı kış evimizde 


Tam da bu vakitte 
Tüm haşmetiyle yığılırken ömrüme 
Senenin ilk karı 
Ak çarşaflarını kefen gibi sererken önüme
Söyle anne
Nasıl tahammül edilir ayrılığın mevsimine


//Söyle babama anne
Onu anlatacak kelime yok yeryüzünde
O hiç gitmemiş gibi yapıyorum
Senin peşinden gitmeni sadece anlıyorum…
Ancak böyle dayanıyorum…//



12 Ocak 2013 – Zeynep Özmen

Hiç yorum yok: