12 Ocak 2012 Perşembe

Yalnızlık Koridoru


Ne zaman yürüsem terk edilmiş koridorlarda
Sukuta durmuş yüreğin geliyor aklıma
Umursuzca kapısına kilit vurduğun
İnatlaşabilir mi gençliğin zamanla 
En sert taşları aşındırırken zamanın adımları
Bir deprem kırıp geçirirken Nemrutun heykellerini
Batmaz denilen gemileri yutarken buz dağları
Bir tek seni mi korkutmuyor akan zaman

Oysaki gözünün yaşına bakmadan
Hızla akıyor hayat.


Katmıyorsun hayata kendini
Katılmıyorsun, özgür kalmak adına
Sen akmasan da, mümkün mü?
Akışından fire vermesi zamanın.



Hayalinde yalnızlığın timsali dağlar
Buram buram tüten yalnızlıklar var
Hangi dağ öykünür özgürlüğe 
Yalnızlık acıtırken ruhunu.

 
Söyle şimdi,
Senin özgürlüğünün
Senin yalnızlığının
Dur demeye gücü yeter mi?
Durdurabilir mi?
Hoyratça akışını zamanın.
 
Kapını yumrukluyorum nicedir
Açılmıyor
Ellerim paramparça acılar içinde
Ellerim perişan
Korkma ellerim öfkeye bulanıp
Sökmeyecek yüreğimi yerinden
Yüreğim gururla kapatıyor kapılarını 
Geç de olsa,

Hazır şimdi ayaklarım 
Yüreğinden sessizce çekip gitmeye.

Biliyorum ne “git” diyeceksin 
Nede “kal”
Boyun eğeceksin teslimiyetle
Heyhat, kader desen de
Bileceksin!

 
Git demiyorum sana
Gel, diye çağırmıyorum artık. 
Seni yalnız ve özgür bırakıyorum
Hadi koş kendi labirentine
Özgürce kovala yalnızlığını
Nasıl olsa bir gün
Karanlık gölgenden korkacaksın.
Yüreğinin karanlık koridorunda
Özgür ve yalnız 
Issız ve metruk kalacaksın.

Bilmiyorum, tarih kitaplarında,
Güçlü adamların yanında
Anılacak mı adın.
Ama biliyorum müzelere sığmayacak 

Arşivler dolusu yalnızlıkların.
Çok büyük adamdı diyecekler senin için.
Yalnız ve sevgisiz öldü.


//Metruk binanın döşemesinde 
Bir kaç tahtayı tuttuğu varsayılan 
Ha düştü başı, ha düşecek.
Paslar olmasa belki varlığı yitecek.
Bir paslı çiviyim ben

Esen dağ rüzgârının inadına tutuyor,
Tutunuyorum hayata.//

27 Ekim 2011

Hiç yorum yok: