26 Şubat 2012 Pazar

Ay Dokundu


Bayım,
Bakın lütfen.
Ay var mı gökyüzünde?
Benzer mi gördüğüm,
Gördüğünüze?
Aynı gezegen mi?
Az önce iş çıkışı,
Kesti önümü
Hayırdır inşallah
Erkenciymiş bugün
Nazenin ve kırılgan 
Utangaç hali vardı
Hilaldi. 

Bayım,
Ses verin.
Bir dakikanızı almaz
Bakmak semaya
Korkmayın,
Hava berrak olsa da
Parlamıyor ışığı
Henüz yok haleleri

Peki bayım,
Anladım, 
Vaktiniz yok
Ama görürseniz söyleyin o aya
Umut diye bir daha
Asılmasın gök kubbeye
Düşmesin peşime

Bayım
Yürüyorum kalabalıklar içinde
Siz ses vermeseniz de
Es veriyor bu şehir
Elinde bağlama
Gözleri ağma
Ayı görmeden
Dokunuyor bir adam
Sazın teline
İçli içli söylüyor
"Beni anamdan iste gadan alim"

Tamam bayım, 
Anladım.
Sukuta durmuş,
Münzevi yıldızsınız.
Tutmayın elimi,
Gece üstüme yürüsün.
İçimdeki çocuk,
Çığlık çığlık büyüsün.

Kızmayın bayım, 
Sustum.
Ama korkuyorum.
Keşke çok sıkı tembih etmeseydiniz aya
Saklanmış sisler ardına
Görünmüyor artık hiç bana.

Zeynep Özmen 23 Şubat 2012 - iş çıkışı

İki Ters Bir Düz


İki ters bir düz örsen de
Desen çıkar ortaya
İki ileri bir geri
Coşkuyla halaya tutuşur eller
Üç metre tırmanıp
Beş metre düşen
Kuyudaki örümcek bile
Çıktı geçen gün
Matematik kitabımın içinden...

Seksek oynayarak atladım,
Bulmaca karelerinden.
Üç karış çocuğun üstüne,
Beş karış yürüyen hayat,
Korkutmuyor beni.
Doğru yürürsen,
İki ayak düz basar demişti annem.

Doğruysan korkma
Sıkı tut, uzattığım bu eli
Bence diye tuttuğun yollar
Bencil bakıyor sevgili
Yol çift şeritli değil
Geliş-gidişli
Yol ezelle başlar
Aynı ebedi sona kavuşur.
Sevgiler sadece doğru yolda buluşur...

Zeynep Özmen - 26 Şubat 2011

Ben Sana Aşık Değilim


Rabbim niyeti halis kulunu,
Şerre sürüklemez.
Gücü yettiğinden,
Fazlasını yüklemez.

Evet muhtacım,
Evet acizim,
Suçum var ise,
Sen bağışlama beni,
Affı bir olandan dilerim.

Adem diledi,
Rabbi Havvayı yolladı.
Can yoldaşı dedin,
Niyetliysen,
Aç kapıyı gireyim.
Değilsen,
Sür kapından gideyim.
Sükût dersen aşk olur.

Aşk yanmaktır,
Aşkın vuslatı topraktır.
Ben sana aşık değilim.
Aşkı Rabbe atfedenim.
Varsa yüreğinde sevgi,
Bil ki,
Bir tek ona talibim.

24 Şubat 2012

Resim Defterim


Hani çocukken
Defterime sayfa sayfa
Hayaller resmederdim
En yükseğe
Başı dumanlı, karlı
Sıra dağlar dizerdim

İki dağ arasından
Bana bakan
Gülüşü can yakan
Sarışın güneş çizerdim

Bir nehir akardı
Vadiden uslu uslu
Üstünde mutlaka
Özene bezene acemice çizilen
Tahta köprü kurulurdu
Geçmek için sayfanın
Kalan yarısına.

Küçük ırmağım
Ummana dökülür
Çakıl taşı, kumu, kumsalı
Görünmezdi sahilde
Yemyeşil çayır başlardı
Mavinin bittiği köşede

Yeşil örtüde papatyalar
Deryada balıklar oynar
Dallara beyaz kelebek konar
Serçelerim her yöne uçardı
Kâğıdımın üstünde
Mevsim hep bahardı

Dağların eteğinde
Çam ağaçlarıyla kaplı 
Ormana sırtını yaslamış
İki gözdü kulübem
Bacası hep tüten
Pencerelerinde rüzgârla dans eden
Pembeydi perdem
Bahçemde gelin bakışlı
Çiçek çiçek kiraz ağacı

Ağabeyim top koşturur
Biz ip atlardık
Annem babam da vardı
Taraçadan keyifle bakardı
Kalabalık değildik
Yedi kişiydik

Önce mavisi tükendi 
Boya kalemlerimin
Sonra çerçeve değişti
Beşimiz bir ocakta
Ayrı ayrı tüter olduk

Ara ara çizdiğim
Çöp bacaklı
Cin Ali ile Ayşe vardı
Masal mıydı, neydi
Hatırlayamadım şimdi

Bakınca özlemle 
Çocukluğumdan geriye
Payıma düşen
Ayak basacak toprağı kalmamış
Şehrin kalabalık manzarası
Benzemiyor resim defterime
Griye çalıyor manzaram balkon balkon.
Zaten artık büyüdüm
Resim çizmiyorum.

 25 Şubat 2012

Sıfır Noktası


İstersen başka açılardan
bak hayata
İster eksi de ol,
ister artı da
istersen farklı kutuplarda yaşa.
Başlangıç noktamız bir bizim.
Ne zaman yaklaşırsın bana
biliyor musun?
Sıfır noktasında,
biriz
tekiz biz seninle
İşte oradadır başlangıcımız…
Ve döndüğümüzde
sıfır noktasına
seni beni yok hayatın
sen eşittir ben yani

 
 
 Not: Say ki sen pozitifsin; hatta (+) sonsuza doğru uzayan bir doğru... Doğru dedim bak... Ve say ki ben negatifim (-) sonsuza uzanmaktayım. Ve say ki (-) ye uzanan fakat yine bir doğruyum işte o düzlemde...

                                            22/05/2011

Düşsel


Uçurtma birden kopuverdi,ipi elimde kalakaldım..

Bakakaldım ardından... Kırmızı kuyruğuna bağladığım düğüm düğüm düşlerim kırıldı. Düşler kırılarak mı çoğalır dersin. Düşler düşünce parçalanır mı? Düşümde düştü tüm uçurtmalar. Düşümden uyandım... Bir düştü dedim, hepsi sadece düştü...

Her şey sadece 'düş' değil mi?

Her şey sadece düştü... Ve düş bitti.

Düşümden uyandım anne. Hani uyuyunca geçecekti... Anne yaram hala kabuk bağlamadı. Hani büyünce geçecekti anne.. Büyüdüm... Sen hiç büyümeyeceksin demiştin anne bana. Ama sen gittin ve ben büyüdüm. Büyümek istemezken ben... Anne neden büyüdüm... Yürümeyi mi bilmiyorum ben. Gözün kör mü evlat derdin, ben düşünce sen. Anne ben niye düşüyorum. Düşmelerim gönülden... Gönlüm kör oldu anne... Anne niye gelmiyorsun düşüme. 


Düşmeler çocuklukta kaldı sanırdım hep. Dizimde ki yara izlerine bakınca. Acemi çocuk düşmelerini ve bir türlü kabuk bağlamayan yaraları en acı şey sanırdım çocukken. Öpeyim geçsin derdi annem... Öperdi ve geçerdi.... Yada onun masalsı sesinde; uyuyunca geçecek, büyüyünce geçecek diyişinde yok olurdu tüm acılar...

Oysaki büyüdüm sanıyorum ama hala düşmekteyim.. Sorun şu ki annem gideli, bu düşmelerin acısı geçmez oldu sanki.. Ben büyüdükçe geçecek sanırken büyüyor acılar. Çok uyuyorum yine de geçmiyor…

Ve her şey 'düş' olsun istiyorum…

12/05/2011

Düğüm


Takvimden düşen

Yaprak gibiyim

Dünde kalan

Oysa ki hala içimde

Çocuk telaşlar var

Kargacık burgacık kelimelerle

Yazma telaşlarım

Okuma telaşlarım

 

Düşünceler

Atılmış düğüm içimde

Çözemediğim

En iyi anneler bilir çocukları

Annem demişti

Sen hiç büyümeyeceksin

Sahi ben hiç büyümedim mi?


Yaşayamadığım o çocuklukta mıyım hala...




Ne kötü huy sabırsızlık

Annemin çöz diye verdiği

Tüm ip yumakları gibi

Çözemiyorum hiç bir şeyi

Hala aynı çocuğum

Koparıp atıyorum

Tüm ipleri

Yumağım düğüm düğüm

Her dokunuşta,

Düğümler parça parça

Acıtıyor içimi

10/05/2011

Düş

Düşmek istiyorum
Düşümden düşmek istiyorum
Gözüne girmektense,
Gözünden düşmek istiyorum...
Kimbilir, düşerken gözünden
Düşen, düşlerim kadar saf
Düşen düşlerim kadar duru, beyaz
Dallara konan kar tanesi gibi, eriyip su olmak..
Damla damla, dökülmek istiyorum
gözyaşlarından...

Belki de bir düş olmak istiyorum,
aydınlık sabahlara uyandıran,
mutlu bir tebessüm...
hiç görülmememiş,
bir düş olmak istiyorum.
hani hep görülmesi istenen
ama hiç düşünülmemiş
bir düş olmak....
Düştüm belki ben ve düştün belki sen 
ve düştük...
  
09/05/2012

Cemre

Cemre 

Cemre olsam ben
Düşsem havaya
Isıtsam
Bahar geliyor muştusuyla
Tebessüme donansa evren...

Cemre olsam ben
Düşsem suya
Hiç çıkmasam,
Arınsam,
Ateşim sönse...
Ve buhar olup uçsam yine,
Kaçsam...

Cemre olsam ben
Düşsem toprağa
Hiç uyanmasam...
Çürüsem, karışsam toprağa
Toprak temizlese beni
Geri dönüşüm istemezdim amma
Döneceksem illa,
Deniz dibinde
yosun olayım derdim,
yemyeşil, orman gibi
ama sudan bir parça...

08/05/2011

19 Şubat 2012 Pazar

Ne Mümkün...?


Yürüyerek aheste kader yolunda
Peşimden gelip
Ötelere uzanan adam
Çözülmediği bilinen
İlahi sırra dokunmak ister gibisin
Ne mümkün geçmişi diriltmek…

Kadim zaman çaresizliğe devşirirken beni
İmkânsız kalıp, muhtemele dokundum
Tek bir noktada teğet geçti an bizi
Çağlar boyu ezberi bozulmadı yazgımın

Dokunmamışken nazarım nazarına
Sarmaşık gibi sarılıp ruhuna
Bugünlere akan
Ruhunu acıtan neydi?
Söyle!
Aynı sahipsiz taş mı yaktı canını?

Yüzyılların tesadüfüne denk gelip
Alnımıza eş çizgi çeken hattatın
Yaklaştırıp, asırlara ulaşan eli
Zamansız mıydı?
Nicedir susuyorsun,
Uğurlar olsun,
Her şeyin bir vakti var.

19 Şubat 2012