19 Şubat 2012 Pazar

Yağmurun Kızı


Her sabah kurulmuş bir saatin zembereğinden
Gün ışığı sesin dolar kulaklarıma serçe misali
Annemin bir duasını tutturur çocuk dilim
Geçip ayna karşısına
Hayalperest bir tebessümle donattığım
Aynadan bana bakan
Yüzün gelir gözlerimin önüne
Düşkondu bir tebessüm yapışır yüzüme çekip alamam
Nasıl çocuk nidalarla koştururum ben
Damla damla akan hayattır musluktan damlayan
İçimde suya dair ne varsa yaz günü
Susayan serçeler adına
Şükrüne bulanarak her zerresinin
Sevinçle çarparım yüzüme.
Bilirsin su hayattır en çok da şükür.


 Çıkmadan evvel kapıdan
Neşenin aynasında neşeyle göz gezdirip
Günün özlü sözlerini okurum
Ki hep değişir onlar bilirsin.
Neşede bilir okuduğumu ayna notlarını.
Gülümserim yine aynalara
Neşeyi sana, seni neşeye anlatışıma.

Örerim saçlarımı annemin ördüğü gibi sımsıkı
Yağmur dualarıyla kaldırıp perde kenarlarını
Yağmur bulutu arar gözlerim gökyüzünde.
Yakalanmak için tüm yağmurlara.


Saçımın örgüsü her damlada tel tel bozulsun
Çocuk kelimeleri gibi kocamanlaşsın isterim ıslak kedi hallerim
Silkinip savrulduğumda hayata
Saçlarımdan damla damla ıslak bir kedinin
Neşeli gülüşleri savrulur 
Razıyım tüm sokakların ortasında
Islak kedi teslimiyetiyle rahmetinde ıslanmaya 
İstemem sığınacak ne bir şemsiye altı ne saçak.


Neşenin "ıslanacaksın, şemsiye al" diyen anne nidası
Annemi damla damla kirpiğime taşır
Gecekondu evimiz
Çocukluğun şaşılası şarkılarından
Arap kızının mahsun camdan bakışlarına isyan edişler
Ben arap kız değilim müdafasına soyunup
Oda gelsin bizimle diye anneme mütalaa verip
Her yağmura tutkun firar teşebbüslerim 
Küçük haydutlarını tutamayacağını bilse de annem
Üşüyüp hastalanacaksınız diyen annemin
Son caydırma teşebbüslerine karışır.
Annemin çizmelerinizi giyin, ıslanmasın ayaklarınız
Diyen pes edişleri.
Bana çocukça kocaman bir mutluluk bahşeden
Ayaklarımın ikisini birden suya değdiren
Uçları delik kırmızı plastik çizmelerim.

Sunay Akın gibi bir şemsiyem hiç olmadı benim
Hatta hiç şemsiyem olmadı
Paylaşılmamış şemsiye altlarının kıskançlığı
düşmedi dizelerime
Şiiri severim, şemsiye şiirlerini de
Şemsiyesiz gezerim yinede şiir dizelerinde.

Geleceksen şehrime
Yağmur mevsiminde şemsiyesiz gel sevgili
Biz yağmur altı kedileri gibi sokulgan 
İki kirpiyiz seninle
Kirpi oku ucu mesafesinde yan yana duran.
Okların varlığını bilen.
Aynı dünyanın iki uzak şehrinde
Gözleriyle yağmur bulutları kovalayan
İki ıslak kedi.
İki oklu kirpi.

Sığınacakken ve muhtaçken tüm evren yağmurun rahmetine
İnsanları anlamam neden saçak altına kaçar
Yedi tepeli şehrimin kalabalık caddeleri boşalır
Aynı çocuk nidasıyla vurup ayaklarımı yere
Islak bir türkü tutturur benim yağmur yürüyüşlerim.
Gelirsen bir gün
Arar da bulamam diye korkma sevgili koca şehirde.
Yüreğin tanır ıslak bir kedinin yağmurda ayak seslerini. 

Yağmur bulutu olsan Rahmet çıkarır mıydın payıma
Ben ki düşünce aklıma sen,
Gönül güzümden damla damla yağmaktayım sana.

Sevgili bilirim fıtratın ağlatmaz seni
En iyi ben bilirim yağmura sakladığın gönül gezdirişlerini.
Düşer damla damla incilenir saçlarım.

Ama son isteğim senden
Bir bardak sudur ellerinden
Rahmet niyetine.
Yollama ne olur bir bulutun gözlerinden
Bu sefer kendin gel olur mu?
Ellerini de getir gelirken.




Not : Dün gece düşümde
Hastane bahçesine
Islak yavru bir kedi bırakmışlar
Can çekişen
Köşeden kırmızı plastik çizmeleriyle
Çıkageldi sırılsıklam küçük bir kız
Eğilip fısıldadı kedinin kulağına;
Korkma kedicik Rahmet yağmurunda ıslandık biz
Hem sen zaten,
Dokuz canlısın.

  25 Ağustos 2011

Hiç yorum yok: