26 Şubat 2012 Pazar

Düşsel


Uçurtma birden kopuverdi,ipi elimde kalakaldım..

Bakakaldım ardından... Kırmızı kuyruğuna bağladığım düğüm düğüm düşlerim kırıldı. Düşler kırılarak mı çoğalır dersin. Düşler düşünce parçalanır mı? Düşümde düştü tüm uçurtmalar. Düşümden uyandım... Bir düştü dedim, hepsi sadece düştü...

Her şey sadece 'düş' değil mi?

Her şey sadece düştü... Ve düş bitti.

Düşümden uyandım anne. Hani uyuyunca geçecekti... Anne yaram hala kabuk bağlamadı. Hani büyünce geçecekti anne.. Büyüdüm... Sen hiç büyümeyeceksin demiştin anne bana. Ama sen gittin ve ben büyüdüm. Büyümek istemezken ben... Anne neden büyüdüm... Yürümeyi mi bilmiyorum ben. Gözün kör mü evlat derdin, ben düşünce sen. Anne ben niye düşüyorum. Düşmelerim gönülden... Gönlüm kör oldu anne... Anne niye gelmiyorsun düşüme. 


Düşmeler çocuklukta kaldı sanırdım hep. Dizimde ki yara izlerine bakınca. Acemi çocuk düşmelerini ve bir türlü kabuk bağlamayan yaraları en acı şey sanırdım çocukken. Öpeyim geçsin derdi annem... Öperdi ve geçerdi.... Yada onun masalsı sesinde; uyuyunca geçecek, büyüyünce geçecek diyişinde yok olurdu tüm acılar...

Oysaki büyüdüm sanıyorum ama hala düşmekteyim.. Sorun şu ki annem gideli, bu düşmelerin acısı geçmez oldu sanki.. Ben büyüdükçe geçecek sanırken büyüyor acılar. Çok uyuyorum yine de geçmiyor…

Ve her şey 'düş' olsun istiyorum…

12/05/2011

Hiç yorum yok: