19 Şubat 2012 Pazar

Sapan Taşı


Kanadına sapan taşı değmiş çocukluğun
Gün ışığına çıkmayan sevdaları
Ölü balıklar gibi gözü açık gitmiş aşka
Ufka kucak açan umutları
Talip olmuş mukaddes yalnızlığa

Bir ömrün haşmetini yığarcasına
Senelerin karı yığılmış
Çocuk aklımın kuytusuna
Son kibritin tılsımını
Sakladım ağaç kovuğuna

Annem öykünürken
Hızla büyüyen beş çocuğun
Ayakkabı istilasına
Öksüz bir kırkayak
Çıplak yürüyor
Dört duvar yalnızlığıma
Zavallı aklım üşüyen ayaklarına
Patik örme telaşında

Dört köşeyi kapıp aşk yolunda
Beni ebe seçişine değil söylevim
Haylaz çocuk gibi
Sahipsiz bir kediyi
Köşeye kıstırıp tekmeleyen hayatın
İşleyişine bileniyor nefesim
Biliyorum sadece kediler değil
Tekmelenen bu hayatta

Suçlar cezasız kalmamalı
Diyen sesinle irkiliyor yüreğim
Sevmek günahı yapışmışken yakama
Aşk mücrimi doğan gönlümün
Çektiği ağır hastalık
Bedel olup öder mi tüm kefareti

Hükümlü sayıp beni
Nicedir ses vermeyen yüreğin
Susarak mühürledi aşkı
Zamanın küflü sandığına
Şimdi zifiri gecelerin
Göz hapsindeyim

Sen uyurken
Alıp sapanımı elime
Şehrinin tüm yıldızlarını
Taş atıp tek tek
Düşüreceğim gökyüzünden
Karanlıkta kalacaksın
Geceyi paylaşacaksın
Bir  ekmeği ikiye böler gibi
Yalnızlığı da pay etmeli
Sevgi paylaştıkça çoğalan
Kainatın yaratılış sırrının
Özü özeti

Not:
Sevgili,
Taş üstüne
Yüklenen taştan
Hesap sorulacağı o gün
Muaf mı tutulacak yüreğin
Çok sevilmişliğin hükmünden

  25 Aralık 2011

Hiç yorum yok: