Hani çocukken
Defterime sayfa sayfa
Hayaller resmederdim
En yükseğe
Başı dumanlı, karlı
Sıra dağlar dizerdim
İki dağ arasından
Bana bakan
Gülüşü can yakan
Sarışın güneş çizerdim
Bir nehir akardı
Vadiden uslu uslu
Üstünde mutlaka
Özene bezene acemice çizilen
Tahta köprü kurulurdu
Geçmek için sayfanın
Kalan yarısına.
Küçük ırmağım
Ummana dökülür
Çakıl taşı, kumu, kumsalı
Görünmezdi sahilde
Yemyeşil çayır başlardı
Mavinin bittiği köşede
Yeşil örtüde papatyalar
Deryada balıklar oynar
Dallara beyaz kelebek konar
Serçelerim her yöne uçardı
Kâğıdımın üstünde
Mevsim hep bahardı
Dağların eteğinde
Çam ağaçlarıyla kaplı
Ormana sırtını yaslamış
İki gözdü kulübem
Bacası hep tüten
Pencerelerinde rüzgârla dans eden
Pembeydi perdem
Bahçemde gelin bakışlı
Çiçek çiçek kiraz ağacı
Ağabeyim top koşturur
Biz ip atlardık
Annem babam da vardı
Taraçadan keyifle bakardı
Kalabalık değildik
Yedi kişiydik
Önce mavisi tükendi
Boya kalemlerimin
Sonra çerçeve değişti
Beşimiz bir ocakta
Ayrı ayrı tüter olduk
Ara ara çizdiğim
Çöp bacaklı
Cin Ali ile Ayşe vardı
Masal mıydı, neydi
Hatırlayamadım şimdi
Bakınca özlemle
Çocukluğumdan geriye
Payıma düşen
Ayak basacak toprağı kalmamış
Şehrin kalabalık manzarası
Benzemiyor resim defterime
Griye çalıyor manzaram balkon balkon.
Zaten artık büyüdüm
Resim çizmiyorum.
25 Şubat 2012
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder