19 Şubat 2012 Pazar

Uçurtmam Gökkuşağına Takılsın


Çocukken küserdik seninle
girmezdin oyuna ben varken sen.
büzüp dudağını küskün,
beklerdin köşede.
bilinirse küslüğümüz,
sen oyundayken
asla oyuna alınmazdım ben
sen herkesin sevgilisi,
ben herkesin hiç kimsesi olurdum,
senin yüzünden

Bir kenarda beklerdim hep,
içimi çekerdim küskün.
utanırdım ağlamaktan.
Düşmesin diye damlalar gözümden,
nasıl da titrerdi kirpiklerim.
Isırıp dururdum dudaklarımı.
Böyle başladım tırnaklarımı yemeye
oysa ki tutunmak için hayata
güçlü olmalıydı tırnaklarım
güçsüz kaldı, senin yüzünden.

rengarenk misketlerle oynardın
rengarenkti uçurtmaların
söz vermiştin bir gün
hatırlar mısın?
bir nisan yağmuru ardından
çıkan gökkuşağına bakıp
uçurtmam gökkuşağına takılsın istiyorum demiştin
gökkuşağını ipimle aşağı çekip
tüm dünyayı rengarenk boyayacağım.

/İmgelem dünyamın gökkuşağı çocuğu,
sen hala rengarenk öyle canlı dururken hayalimde,
anılarım neden hep siyah/beyaz./

çocuktuk ikimizde
ne çocukluklar yaptık
küslük uzamasın diye
hep ben uzattım ellerimi
ve her defasında istemez nidayla
asıp suratını, omuz silker
döner arkanı giderdin
utanır eğerdim başımı
bir sürpriz gibi döner gelirdin sonra
bir de özür dilerdin
sahi ben mi seni çok sevdim, sen mi beni...

Nasıl güvenmişsem sana,
şimdilerde sözün düşüyor da aklıma
biliyorum çocukça
ve bekliyorum çocukça
kapkara bahtımın tek aydınlığı
tutunduğum en samimi dilek
ve hatta dua gibi
uçurtmanın gökkuşağına takılmasını bekliyorum
bahtımızı, dünyamızı gökkuşağına boya diye.
 /Hey gökkuşağı çocuk ne olur sıkı tut uçurtmanın ipini,
Senin o masum dileklerinle ayakta dünya./
 22/07/2011

Hiç yorum yok: